Yükleniyor...
Yenilikçi, teknolojik ve katma değeri yüksek bir ürün üreten, bu ürünü uluslararası pazarlara taşımak isteyen ve ihracat odaklı çalışan KOBİ’ler önceliğimiz olmak üzere yeni bir vizyon ile bütün KOBİ’lerimize gerekli desteği sağlayacağız.

Ölümcül Bakterileri Tespit Eden Biyosensörler Geliştiriyor

Ölümcül Bakterileri Tespit Eden Biyosensörler Geliştiriyor

Kadın girişimci Aleyna Yıldız, İleri Girişimci Desteği ile kurduğu işletmesinde, insan sağlığını tehdit eden ölümcül bakterilerin tespiti için biyosensörler geliştiriyor

Agon Biyoteknoloji’nin kurucu ortağı kadın girişimci Aleyna Yıldız, İleri Girişimci Destek Programı’ndan faydalanarak kurduğu firmasında biyosensörler geliştiriyor.

Yıldız, Covid-19 sürecinin de etkisiyle artan hastane mikropları ve enfeksiyonlar nedeniyle yaptıkları çalışmalara duyulan ilginin arttığını, dünya genelinde virüslerin neden olduğu farklı salgınlarda ve hastalıklarda bakterilerin ölüm sayısını arttıran başlıca etmenlerden biri olduğunu söylüyor. Agon Biyoteknoloji olarak amaçlarının başta Türkiye olmak üzere global ölçekte bakteri kaynaklı ölümlerin ve bu konuda alınan önlem maliyetlerinin önüne geçebilmek olduğunu belirtiyor.

Kadın girişimci Aleyna Yıldız ile yaptığı çalışmalar hakkında ve başarı öyküsü üzerine konuştuk:

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Dokuz Eylül Üniversitesi Metalürji ve Malzeme Mühendisliği ile Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı mezunuyum. Agon Biyoteknoloji firmasının kurucu ortağıyım. Girişimcilik serüvenimize ekip olarak 2019 yılında başladık. İlk olarak projemizi Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Gelis¸tirme A.S¸’nin bir kolu olan Bambu programında geliştirmeye başladık.

Uzmanlık alanımın dışında olarak lise dönemlerimden beri tıp ve sağlık alanlarında araştırmalar yapmaktayım. Özellikle mikrobiyoloji ve genetik üzerine olan ilgim nedeniyle dünya çapında sorun teşkil eden bir etmeni ortadan kaldırmaya yönelik bir proje geliştirmeyi amaçladım. Bu amaç doğrultusunda kurduğum ekip ile 2,5 yıldır teorik çalışmalar yürütmekteyiz. Bu süreçte bilgi ve birikimimizi arttırmanın yanı sıra yarışmalara ve programlara katılarak kendimizi her anlamda geliştirmeyi hedefledik ve birçok ödül almaya hak kazandık.

Çalışmalarınıza nasıl başladınız?

Ekibimiz dört kurucu ortaktan oluşmaktadır. Kubilay Kozan ve ben aynı bölümden mezunuz. Betül Eskiocak ise Biruni Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi. Filip Minasyan ise ekibimize kuruluşumuz sonrası melek yatırımcı kimliğiyle katıldı. Firmamızı, TÜBİTAK 1512 Bireysel Genç Girişim (BİGG) Desteği ile 2021 yılının Temmuz ayında kurduk. Firmamızda yoğunluklu olarak biyosensör çalışılmaktadır. “Staphylococcus aureus Bakterisinin, (hastane mikrobu) Hastanelerin Yoğun Bakım Ünitelerindeki Varlığını Saptayabilen Biyosensör Uygulaması” fikri ile desteklenen firmamız, bu iş fikrini 2018 yılından beri çalışıyor. Bu nedenle kuruluş öncesi de ciddi bir çalışmanın olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca mikrobiyal hava örnekleyiciler, serigrafi baskılı elektrotlar üzerine de çalışmalar yapmaktayız.

Çalışmalarınızda neler üretiyorsunuz?

Firmamızda hastane mikrobunun algılanması üzerine invaziv biyosensör geliştirmekteyiz. Bu biyosensörün en büyük farkı, bakteri tespitini görüntü işleme kullanarak yapmasıdır. Serigrafi baskılı elektrotlarımız ise biyosensör geliştiricileri için boş bir kanvas gibidir. Çeşitli modifikasyonlar ile yüzlerce analit arasından elektrokimyasal analiz yapmalarını sağlar. Mikrobiyal hava örnekleyiciler ise hava ortamında bulunan mikroorganizmaların tespitini sağlar.

Geliştirdiğiniz biyosensörlerden biraz bahseder misiniz?

Sensörler, dünya çapında birçok alanda sıklıkla tercih edilen cihazlardır. Herhangi bir çeşit uyarıyı anlamlı birer çıktı haline dönüştürebilen bu cihazlar, özellikle tıp ve mikrobiyoloji alanlarında yüksek verimle çalıştıkları için önemli bir araştırma konusu haline de gelmişlerdir. Sensörlerin alt sınıfı olan biyosensörler ise doğanın işleyişinin mükemmel birer replikasıdır. Canlılar, yaşamlarını sürdürebilmek için evrilen ortam koşullarına ayak uydurmak ve adapte olmak zorundadır. Adapte olmanın ilk şartı ise ortamdaki değişimlerin algılanmasıdır. Canlıların doğuştan sahip olduğu bu doğal biyoalgılama yöntemi bilim insanları için biyosensörlerin temeli olmuştur.

Oldukça geniş bir tüketici penceresine sahip serigrafi baskılı elektrot tabanlı biyosensörler; ilaç ve kimya sektörü, araştırma laboratuvarları ve sağlık merkezleri gibi birçok alanda çeşitli amaçlara hizmet edecek şekilde kullanılabiliyor.

Hastalık teşhisi ve enzim gibi biyomoleküllerin seviyelerinin tespiti, adli vakalarda satışı ve kullanımı yasaklı maddelerin tanımlanması gibi birçok alan, serigrafi baskılı elektrot tabanlı biyosensörler sınıfında yer alıyor. Bu biyosensör sınıfı, yüksek seçiciliğe sahip, güvenilir biyosensör türlerini oluşturmaktadır.

KOSGEB ile nasıl tanıştınız? Hangi desteklerden faydalandınız? Bu desteklerin size ne gibi faydaları oldu?

KOSGEB’e başvurmayı uzun zamandır düşünüyorduk. Desteği alan girişimciler ile konuştuktan sonra bizde “Serigrafi Baskılı Elektrokimyasal Elektrotların Üretimi ve Modifikasyonu” fikri ile İleri Girişimcilik Destek Programı’na başvurduk. Süreç ilerlerken KOSGEB İzmir Müdürü Levent Arslan başta olmak üzere KOSGEB çalışanlarından ve danışmanlarından çok faydalı yönlendirmeler aldık. Bu sayede de sürecimiz sıkıntısız ve hızlı bir şekilde ilerledi.

Ayakları üzerinde duran bir kadın girişimci olarak özellikle iş hayatında zorluklarla karşılaştığınız durumlar oldu mu?

Metalurji ve malzeme mühendisliği gibi kadın yoğunluğunun az olduğu bir bölümden mezun olduğum için aslında girişimcilik ekosisteminde beni şaşırtan bir durum olmamıştı. Sadece girişimimin nasıl bir alanda olduğunu söylediğimde insanlar epey şaşırmakta. Kadın girişimcilerden genellikle daha anaç veya hemcinslerinin ihtiyaçlarına yönelik bir iş fikri bekleyenler için ileri teknoloji ve multidisipliner bir iş fikri alışılmışın dışında bir etki bıraktı.

Çevrenizden bu girişiminiz ile ilgili nasıl tepkiler aldınız?

Öncelikle konu hakkında çok bilgisi olmayan birine girişimimizi açıklamak epey zor oluyor. Çalışmamızda mühendislik, yazılım ve tıp bir arada olduğundan ortak payda bularak açıklamak bizim için de zorlayıcı oldu. Ancak Covid-19 pandemisi ile hayatımıza giren hastane mikropları ve enfeksiyonlar nedeniyle girişimimize duyulan ilgi de epey arttı. Sadece günümüz Covid-19 pandemisinde değil, on yıllardır çeşitli virüslerin neden olduğu salgınlarda ve hastalıklarda Staphylococcus aureus gibi bakteriler ölüm sayısını arttıran başlıca etmenler arasındadır. Bu çalışmada amacımız, başta Türkiye olmak üzere global ölçekte Staphylococcus aureus bakterisi kaynaklı ölümlerin ve bu konuda yapılan önlem maliyetlerinin ciddi oranlarda önüne geçilebilmesi ve bu başarının ülkemize kazandırılmasıdır.

Bizi veya girişimimizi ciddi anlamda olumsuz etkileyen bir olay ya da kişi ile karşılaşmadık. Olumlu etkileyen ise onlarca kişi ile tanıştık. Katıldığımız her yarışma, hızlandırıcı, program, kongre ve eğitim gibi farklı platformlarda tanıdığımız herkesin hem ekibimiz hem de girişimimiz üzerinde çok büyük katkısı ve emeği var.

İş hayatında kadın olmanın olumlu- olumsuz yönlerinden bahseder misiniz?

Erkek egemen bir ortamda çalışmayı öğrenim hayatım boyunca deneyimlemiştim. Girişimimizin kurumsallaşması ile iş hayatında kadın olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlar hale geldim. Fakat bu süre boyunca kadın olmam sebebiyle herhangi bir olumsuzluk yaşamadım. Bununla birlikte birçok olumlu yönle de karşılaştım. Kadın girişimcilere olan destek her geçen gün artıyor. Bu da bizlerin girişimcilik ekosistemine hem daha kolay adapte olmamızı hem de tutunmamızı sağlıyor.

Üzerinde çalıştığınız yeni projeler varsa yazar mısınız?

Şu anda biyoalgılayıcıya ek olarak Screen Printed Electrode (SPE) üzerine çalışmalarımız devam ediyor. Bu kapsamda üretim atölyesi için hazırlıklarımız sürüyor. Atölyemizin üretime hazır hale gelmesinin ardından, faaliyet alanlarımızı genişletip SPE üretimlerimiz başlayacaktır.

Yurt içi satış ve varsa ihracatınız anlatır mısınız?

Mevcut durumda TÜBİTAK desteği ile prototipini geliştirdiğimiz sensörün satışı proje bitimine kadar yasaklı durumdadır. Ancak bu proje dışında sağlık ve biyomedikal sektörüne hizmet edecek ürünler geliştirmekte ve atölye kurulumları ile serigrafi baskılı elektrot, taşınabilir hava örnekleyici üretimi ve satışı üzerinde çalışmaktayız. Şu anda ürünlerimiz için Ar-Ge faaliyetlerimiz devam ediyor. İhracat faaliyetlerimize yönelik çeşitli programlardan maddi ve danışmanlık anlamından destek almaya hak kazandık. Fakat çalışma alanlarımızdan haberdar olan, ilgili kişi ve kurumlar tarafından her geçen gün sipariş alıyoruz. Bu aşamadayken böyle yoğun ilgi görmek bizi hem çok şaşırtıyor hem de emeklerimizin karşılığını aldığımız için çok mutlu ediyor. Oluşturduğumuz satış planlaması ile üretimimizin ardından yurtiçinde ve yurtdışında faaliyetlerimizi sürdüreceğiz.

KOSGEB ile ilgili düşünceleriniz nedir?

KOSGEB deneyimlediğimiz kadarıyla, ülke içerisinde teknoloji seviyesi fark etmeksizin katma değer üretebilecek ve ileriki yıllarda işletme faaliyetlerini sürdürme potansiyeli olan girişimleri destekleme konularını kendisine ilke edinmiş bir kuruluş. Destek programlarını ve eğitimlerini ise çeşitlendirerek henüz yolun başında bulunan firmalara yardımcı olmayı sürdürdüğünü görmekteyiz.

Aldığınız herhangi bir ödül var mı?

Ekip olarak, girişimcilik serüvenimizin başından beri birçok yarışmaya katıldık. Katıldığımız yarışmaların birçoğundan ise hem derece hem de ödül kazandık. Bunlardan bahsedecek olursak;

  • Başakşehir LivingLab- 8. İnovasyon Yarışması (İkincilik)
  • DOKTORCLUB AWARDS 2021- Yılın Biyoteknoloji ve Genom Teknolojisi Ödülleri- Yılın Ar-Ge / İnovasyon Uygulaması Finalisti
  • KOSGEB- İleri Girişimci Destek Programı
  • DEPARK A.Ş. Bambu Hızlandırıcı 5. Dönem- Üçüncü
  • Genç İZİKAD Proje Yarışması 8. Dönem- Birinci
  • İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı 5. Dönem- Birinci
  • TİİBOT Startup Deck21’- İkinci
  • TÜSİAD BGİV 2021 Ege- Birinci
  • GBYF 21 Proje Pazarı- Birinci
  • EIT Jumpstarter Health 2021- Yarı Finalist
  • AWE (Academy for Women) Tekno Kadın Girişimciler Akademisi
  • Ben Girişimciyim Proje Yarışması- Derece
  • TÜBİTAK 1512 Teknogirişim Sermaye Desteği

Hayallerinizden ve gelecek planlarınızdan bahseder misiniz?

Gelecek planlarımız arasında DIPG, pediatrik bir beyin kanseri ile Methionin Mutasyonları arasındaki bağlantının incelenmesi ve olası gen tedavisinin geliştirilmesi (K27M) ve Staphylococcus aureus bakteri sensörünü ayrıca gıda ve hayvancılık sektörüne entegre etmek bulunuyor. Bir yandan da biyosensör faaliyetlerimizi çeşitlendirerek ürün portföyümüzü de arttırmayı hedeflemekteyiz.

Son olarak kadın girişimcilere tavsiyeleriniz neler olur? Özellikle kadınlara yönelik söyleyebileceğiniz bir fikir bir anekdot var mıdır?

Günümüz iş dünyasında rekabet gitgide artıyor. Bu yoğun ve rekabetçi ortamda yeni bir girişim kurup onu yaşatmaya çalışmak büyük çaba istiyor. Bu yoğun tempoya mental olarak hazırlıklı olmalarını tavsiye ederim. Büyük başarılar pes etmeden, sürekli çabalayarak kazanılıyor. Bu sebeple pes etmeyip yeni fırsatlar aramalarını ve kendilerine güvenmelerini tavsiye ederim.