Dijital Güç İşlem Test Sistemleri San. ve Tic. LTD. ŞTİ.

Dijital Güç İşlem Test Sistemleri San. ve Tic. LTD. ŞTİ. Genel Müdürü Sefer Ersever: “Ülkeler arasındaki anlaşmazlıklarda ilk yaptırımlar savunma sanayisi üzerine gerçekleşiyor. Biz işletme olarak bu yaptırımlardan doğan ambargoları fırsatlara dönüştürdük.”

OSTİM OSB’de faaliyet gösteren işletme, kara araçlarındaki kulelerin atış kontrol sistemleri üzerine çalışmalar yürütüyor. Bu sistemlerin elektronik, mekanik, yazılım ve donanımlarının hepsini yerli imkânlarla üreterek yüzde 100 yerli ürünler geliştiriyor.

Dijital Güç İşlem Test Sistemleri Genel Müdürü Sefer Ersever, liseyi bitirdikten sonra, Türkiye’nin elektronik kart tamirini yapan bir işletmede işe başladı. 2001 yılında kendi işletmesini kurdu. 18 yıllık süreç içerisinde onlarca ilke imza attı.

 Genel Müdür Ersever ile savunma sanayisinde geliştirmiş oldukları ürünler ve KOSGEB destekleri üzerine konuştuk:

Sektöre Girişinizi Ve İşletmenizin Gelişim Süreçlerini Anlatır Mısınız?

“Şirketimiz 2001 yılında faaliyete başladı. İlk olarak elektronik kart bakım, onarım ve tamir işlemleri üzerine faaliyete başladık. 2009 yılında IDEF fuarına katıldıktan sonra yavaş yavaş savunma sanayisine yönelmeye başladık. Bu kartların üretimini yapabilmek için çok kafa yorduk. TSK’dan birçok talep geldi. Askeri fabrikalarla çalışmalar yaptık.

“One Minute” ve İsrail’in Türkiye’ye Yaptırımları

NATO’nun NSPA diye bir sistemi var.  Türkiye, NATO’ya bağlı olduğu için askeri alanda kullanılan Amerikan ürünlerinin Türkiye’de bakım ve onarım yeteneği tamir için NSPA’ya gönderiliyor. Bu parçaların gidip gelme süresi bir yılı buluyor. Burada biz devreye girdik. Dedik ki biz bu ürünlerin tamirini yapabiliriz. Böylece bu ürünleri tamir etmeye başladık. Daha sonra bu yetenekleri askeri fabrikalara kazandırdık. Fabrikalar için özel test sistemleri geliştirdik. Tam bu sıralarda Cumhurbaşkanımızın Davos’taki “one minute”  olayı oldu. O dönem İsrail ile Türkiye arasında bir gerginlik yaşandı. Bu gibi ülkeler arasında sıkıntı yaşandığında ilk olarak askeri alanda ambargolar uygulanıyor. İsrail ile 1999 – 2000 yıllarında başlayan bir modernizasyon projesi vardı. Türkiye’deki 176 adet M60 – A1 model tankını İsrail modernize etmişti. İşin ilginç tarafı İsrail modernize ettiği bu tanklarla ilgili Türkiye’ye hiçbir yedek parça vermedi. “One minute” de olunca İsrail hiçbir şekilde tankların bakımı için yedek parça vermedi. Dedik ki biz tanklar için gerekli olan ürünlerin imalatını yapabiliriz. Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı ile çeşitli görüşmeler yaptık. Bu ürünleri yerlileştirebileceğimizi ve OSTİM’de üretebileceğimizi anlattık. Bize inandılar. İlk olarak M60-T projesine başladık. Modernizasyon sonrası yedek parçaları üretmeye başladık. Böylece atıl durumda bulunan tanklarımızı ve silah sistemlerimizi aktif hale getirmeye başladık.

2000’li yıllardan sonra internetin aktif bir şekilde kullanılmasıyla birlikte bilgi de çok hızlı bir şekilde yayılmaya başladı. Burada sizin yapmanız gereken en doğru bilgiye ulaşmak oluyor. Biz de bu imkânları çok iyi kullandık. Araştırmalar yaptık. Birinci faz ile işe başladık. Şu anda en zor olan beşinci faza kadar kendimizi geliştirdik. Şu anda bütün yazılımları dahil olmak üzere atış kontrol bilgisayarlarının üretimini gerçekleştiriyoruz.

Diğer Ülkelerden Engelleme

Bizi kamçılayan diğer bir konu ise İsrail’in bize modernize ederek verdiği M60 tanklarından yedek parça için başka ülkeleri araştırmaya başladık. Bu arada başka ülkelerdeki firmalardan parçaların İsrail için üretildiğini, bize bu parçaları veremeyecekleri cevabını aldık. Bu parçaları diğer ülkelerden de tedarik edemeyince biz iyice hırs yaptık ve böylece bir başlangıç yaptık.

İkinci Kriz ve İkinci Ambargo

Bize sektörde yine hırsla çalışmamıza sevk eden Fransa ile sözde Ermeni soykırımı meselesi gündeme gelmişti. Biz bu krizleri fırsatlara dönüştürerek her zaman büyüyerek atlattık.

O dönem Fransa senatosunda sözde Ermeni soykırımı kabul edildi. Tabi yine iki ülke arasındaki ilişkiler sıkıntıya girdi. Fransa bize silah sistemlerinin yedek parçalarını vermedi. Biz yine dedik ki biz bu silah sistemlerinin tüm atış kontrollerinin üretimini Türkiye’de yapabiliriz. TSK bir ihale açtı ve işi aldık. Yaklaşık bir yıl içerisinde bu silahların atış kontrol sistemlerinin tamamını yüzde 100 yerli olarak yeniden tasarladık ve yaptık.

ABD, Çin ve Almanya

Amerika ile yaşanan gerginlik sonrası onların da Türkiye’ye vermiş olduğu DAF silah sistemlerinin atış kontrollerini yaptık.

Çin’in ROKETSAN ile ortak projesi vardı. Çin, bize çok namlulu roket atar silahı satmış. Çinlilerle yaşanan gerginlik sonrası bu silahların da atış kontrol sistemlerini ürettik.

Almanya’dan 330 adet Leopard 2A4 tankı satın almışız. Yakın zamanda Almanya ile bir gerginliğimiz oldu. Almanya bu tankların yedek parçalarını bize vermemeye başladı. İş böyle olunca biz bu tankların yedek parçalarını da üretmeye başladık.”

KOSGEB’le Nasıl Başladınız?

“KOSGEB Bizim Vazgeçilmezimiz”

“İlk CNC tezgâhımızı aldıktan sonra, ikinci CNC tezgâhımızı ve CMM ölçü cihazımızı o dönem KOSGEB’in KOBİ Proje Destek programı kapsamında aldık. 2006 yılından beri KOSGEB desteklerinden etkin bir şekilde faydalanıyoruz. Bu yüzden KOSGEB bizim vazgeçilmezimiz.

Sizin için KOSGEB’in en değerleri destekleri neler oldu?

“18 Yılda 700’e Yakın Ürün Geliştirdik”

Teknoloji geliştirmeye çalışıyoruz. Sürekli Ar-Ge yapıyoruz. Ar-Ge projelerinin maliyeti çok yüksek. Biz işletme olarak kurulduğumuz günden bugüne kadar 18 yıllık süreçte 700’e yakın yeni ürün geliştirdik. Bu açıdan devlet destekleri bizim için çok önemli.

Stratejik Ürün Desteği

ASELSAN Mikroelektronik, Güdüm ve Elektro-Optik Sektör Başkanlığı (MGEO) ile ortak çalışmak için Stratejik Ürün Desteği kapsamında bir proje belirledik. Bu projeyi hazırladı, sunduk ve KOSGEB kurullarınca kabul edildi. Projemizi şu anda tamamlamak üzereyiz.

Bu proje ile gözetleme yapılarında kullanılan, Pentilt denilen bir sistem var. Bu ürünü bugüne kadar ASELSAN, İngiltere’den tedarik ediyordu. Projemizi MGEO’ya anlattık. Tam o sırada KOSGEB’in Stratejik Ürün Destek Programı yürürlüğe girdi. Böylece MGEO’nun da desteği ile projemizi hazırlayıp KOSGEB’e sunduk. Projemiz kabul edildi ve şu anda bu ürünün yerlileştirme sürecini de tamamlamak üzereyiz.

TEKNOYATIRIM Desteği

Daha önce biz silah sistemlerindeki kulelerin 360 derece sonsuz dönmesini sağlayan slipring dediğimiz sistemlerin üretimini yapıyorduk. Bu sistem kulenin aşağı tarafında bulunan elektrik ve data sinyallerini kablosuz bir şekilde kuleye taşıyan elektromekanik bir sistem. Bu projede TÜBİTAK desteği ile ilerledik. Şimdi de KOSGEB’in TEKNOYATIRIM Destek Programı sayesinde üretmiş olduğumuz slipring sistemini daha da geliştirerek üst versiyonlarının üretimini gerçekleştireceğiz. Projemize başladık, inşallah yakın zamanda bu sistemi de yüzde 100 yerli olarak ülkemize kazandırmış olacağız.

Bu projelerle üretmiş olduğumuz ürünler ihraç lisanslı ürünlerdir. Direkt paranızla yurt dışından satın alabileceğiniz ürünler değiller. Devlet onayı olmadan, son kullanıcı ihraç lisansını çıkarmadan bu parçaları alamazsınız.

İş Birliği Yapmış Olduğunuz Kurum ve Kuruluşlar Hangileridir?

Yerlileştirme ve millileştirme kapsamında en çok iş yaptığımız kuruluş Milli Savunma Bakanlığı. Bunun yanında ASELSAN, ROKETSAN, OTOKAR ve FNSS gibi işletmeler başta olmak üzere Türkiye’de savunma sanayisi üzerine iş yapan çoğu işletmelerle ortak çalışmalarımız var.

Yurt Dışı Satışınız Var Mı?

2016 ve 2017 yılında NATO’nun NSPA adlı kuruluşuna çok önemli derecede ürünler verdik. Şu anda Amerika, Almanya, Fransa, Pakistan ve Azerbaycan gibi ülkeler olmak üzere toplam 8 ülkeye ihracat yapıyoruz.”

Dijital Güç İşlem Test Sistemleri Genel Müdürü Sefer Ersever ‘Den KOBİ’lere Tavsiyeler:

  • İnanmak lazım.
  • Çok kısa zamanda çok para kazanma hesabı yapılmamalı.
  • Emek vermek gerekli.
  • Büyüme eğrisi hep aynı çizgide büyümeli, dalgalanmalar olmamalı.
  • Uzmanlık alanı belirlenerek, bilinmeyen sektörlere girilmemeli.
  • Bir işe inanılıyorsa azimliolup savaşılmalı.

 

Hazırlayan: Şenol DEMİR