Yükleniyor...
KOSGEB, yurt dışından ithal edilen ürünleri Türkiye’de yerli ve milli imkânlarla üretecek olan KOBİ’lere 5 milyon liraya kadar destek verecek.

30 Yıllık Tecrübesi ile Türkiye’nin Hayvancılık Sektörüne Yön Veren İşletme

30 Yıllık Tecrübesi ile Türkiye’nin Hayvancılık Sektörüne Yön Veren İşletme

KOSGEB, TÜBİTAK, KALKINMA AJANSI, DAGEM gibi Kuruluşlardan teşvik alarak Türkiye’de Hayvancılık sektörüne yön veren bir işletme haline geldi.

Merkezi İzmir’de bulunan ve 30 yıl önce dört veteriner hekim tarafından klinik olarak kurulan AtaFen Veterinerlik, bugün itibarıyla Türkiye’de hayvancılığın gelişmesine çok önemli derecede katkı sağlıyor.

AtaFen kurucu ortağı Veteriner Hekim Ahmet Gedik, işletmenin kuruluş aşamasındaki klinik çalışmalarını ve AtaFen’in Türkiye Hayvancılığına sağlamış olduğu katkılar anlattı;

1988 yılında ATAFEN A.Ş.’yi kurduk. İlk çalışma faaliyetimiz köy ve çiftlik bazında klinik hizmeti ile başladı. 1988 yılı öncesinde özel bir işletmenin kuruluşunda veteriner hekim olarak bulunmuştuk. 1985 yılında suni tohumlama ile ilgili olarak kanun çıktığı zaman Türkiye’ye yurtdışından ilk sperma ithalatını yapan grubun içerisindeydik.

“Özel olarak Türkiye’de ilk suni tohumlamayı geliştirdik”

Kendi şirketimizi kurduktan sonra spermayı biz kendimiz Amerika’dan ithal etmek için yola çıktık. O zamanlar kayıtlı olarak verimliliği çok yüksek olan boğaların spermasını Amerika’dan getirdik. 1989 yılında 30 bin $ tutarında bir sperma ithal ettik ve o spermaları veteriner hekim olarak üreticiye kullanmaya başladık. Tabi oradaki başarımızı gören arkadaşlar bizden sperma talep etmeye başladılar. Arkasından sahada hayvan tedavi ederken ihtiyaç olan hormon, ilaç, aşı gibi ürünlerin de Türkiye’de olmadığını gördük. Bu ürünleri de ruhsatlandırarak ithalata başladık. 1995 yılında ithal ettiğimiz spermaları Türkiye neden biz üretmeyelim diyerek, yakın bir mesafede Boğa istasyonu kurmak için 16 dönümlük yer aldık.

Ziraat Bankasının vermiş olduğu düşük faizli kredi ile 1997’nin Temmuz sonunda makine ekipmanımızı yurtdışından getirdik, kurulumu tamamladık ve Amerika’dan hayvanlarımızı getirerek istasyonumuzu kurduk. Ağustosun sonunda ilk sperma üretimine başladık. O zamanki hedeflemiş olduğumuz Türkiye pazarına vereceğimiz yıllık doz miktarı 250 - 300 bin civarı idi. Biz dört yılın sonunda yani 2000 yıllarının başında 700 bin, 800 bin ve 1 milyon dozlara çıktık. Türkiye pazarının ağırlıklı şekilde üretim spermasının %60’ı İzmir’de gelişti.

Ve köylü Ayşe teyzenin eline yavrunun ulaşmasına sebep olduk. Yani Boğadan ithal ettiğimiz spermayı bir veteriner hekim kanalıyla Türkiye’nin bütün bölgelerine ulaştırıyoruz. Bu günkü fiyatlarlar ile konuşacak olsak yurt dışından gelen spermayı 80-100 $’lara satıyoruz, bu işi yapan veteriner arkadaşlar kendi emeğini de işin içine katığın zaman 600-700 liranın üzerine bir maliyet çıkıyor. Ama bizim ürettiğimiz spermayı 2$ veteriner hekim alsa 3$ yansıtsa, birde emeğini koysa 100 lira , 100-150 TL’ye çok rahatlıkla son kullanıcıya verebilir.

Türkiye’de bu sistemi kurduktan sonra, bir taraftan da pazarlama işine girdik. Türkiye genelinde 7 bölge müdürlüğü oluşturduk. Yıllar içerisinde tabi 1995’li yıllardan 2000’li yıllara kadar geldiğimiz süreçte satışa verdiğimiz kalem çeşitliliğini de arttırdık.

 

“2010 yılından beri Hayvancılık sektöründe Türkiye’nin Aşı ihtiyacını karşılıyoruz.”

2002 yılında İspanya’da Distribütörü olduğumuz bir firma Aşı üretim tesisinin açılışına bizi davet etti. Yeri gördükten sonra sizinle Türkiye’de böyle bir şey yapabiliriz deyince hemen gelir gelmez şu anda bulunduğumuz binanın arsasını satın aldık. Hızlı bir şekilde inşaatına başladık, 2004-2005 yıllarında bina bitti. Üretimle ilgili olan kısmına onlara buyur dedik, o zaman Irak krizi vardı, kriz olduğu için gelemeyiz dediler. Güney Amerika’da yatırıma başladık. Türkiye’ye gelmeyiz dendi, bizde yalnız kaldık, bundan sonra profesyonel anlamda Almanya’dan bir firmadan bu konuyla ilgili olarak bir fizibilite istedik. Parasını verdik, proje yaptılar ve ciddi bir rakam karşımıza çıktı. 25 milyon EURO’luk bir yatırım, tabi bütün aşıları sıralayınca(viral aşı, bakteriyal aşı, parazitel aşılar) bize çok ciddi bir bütçe çıktı, ondan sonra teşekkür ederiz dedik ve projeyi kendimiz yapacak şekilde aldık minimize ettik.

Bakteriyel aşının üretimine karar verdik sadece, bunlar kapalı alanda 1.100 metrekare deniz oda olacak özellikte bir projelendirdik. İstanbul’da bir inşaat firması var bu arkadaşlarla işi ele aldık, tabi ki birde mide bölümü var 2008’in sonunda makine ekipman donanımı da dahil olmak üzere işletme iznini aldık ve satışa ürünü verebilecek noktaya kadar da projeyi götürdük, bu arada TUBİTAK’tan projemiz var. 2009 yılında proje tamamlandı ürünü üretebilecek tecrübeyi kazanmış durumdayız ve 2008’in sonunda işletme iznini aldık, işletme iznini aldıktan sonra Tarım Bakanlığına müracaatımızı yaptık ve her şey hazır, ürünün piyasaya verilebilecek olduğu süre yani iki yıl daha bekledik. İlk ürünü 2010’nun sonunda piyasaya verdik.

Bizim esas lokomotif konumda olacak olan 9’lu karma aşı olarak belirlediğimiz bir aşı söz konusuydu bu aşıyı 2013 sonunda verdik. 2002 niyetlendiğimiz bu yatırım işi, 2007’de kendi başımıza yapmaya karar veriyoruz, 2014 yılında başa başnoktasını yakalıyoruz. Yani içerdeki üretim bölümünün giderlerini karşılayacak olduğumuz ciroyu yakalıyoruz.

2013’de tekrar TÜBİTAK’da bir proje tamamladıktan sonra KOSGEB’den Endüstriyel yatırım proje müracaatımız oldu. Oradan bir destek aldık, AR-GE’miz vardı, Endüstriyel bir ürün elde etmek adına Brüselya aşılarıyla ilgili ufak bir desteğe ihtiyacımız vardı, sanırım 300 veya 500 bin civarında bir bütçeliydi.  Onu da başarıyla tamamladık. Tarım Bakanlığına da 3 milyon civarında bir Büselya aşısı verdik.

Sonrasında biz bu tesisi yaparken Avrupa standartları CNS’ye uygun olarak tesisi oluşturduk ve sertifikalandırmak için Bakanlığa müracaat ettik, Bakanlık kendi birimini oluşturmamış dendi. Tecrübesi yoktu, birim oluşturuldu, tecrübe kazandırdılar. 2015 yılında CNS sertifikasını aldık. Türkiye’de aşı üretiminde ilk sertifikalandırılan kurumuz. 2017’de pazara verdiğimiz ürünün kalitesiyle, güvenilirliği ile kabul edilebilirliği üst seviyede. Biz gerçekten başladığımız noktadaki üretim kapasitesi yetersiz gelmeye başladı. Makine ekipman anlamında, tesisin bölüm makinesi kapasitesi çok yüksek ona yetişmemiz çok daha yıllar alacak. Üretimde kullandığımız tanklar, diğer ekipmanlar konusunda küçük kapasitede kaldı, onları da arttırmak adına işte zaman zaman TAGEM’den üç tane proje yaptık, dördüncü proje yürütülüyor bir taraftan devam ediyor. Şimdi TEKNOYATIRIM projesi gündeme geldiği zaman 2016’da bu konuda yararlanamaz mıyız diye sorguladım. 2017’de desteklenebileceğimizi öğrenince çok hızlı bir şekilde hareket ettik, sorduk konuştuk arkadaşlarla , bizim yine TAGEM’de AR-GE olarak tamamlamış olduğumuz ürünü de piyasaya verdik. Bunları bütün proje haline getirip izah ettikten sonra TEKNOYATIRIM projesi de kabul edildi.

Şimdi 2017 yılındaki tablo, bizim 2014 ten sonraki süreçte işte 2010’daki toplam %1, %2 toplam üretim aşısının payı 3-5 lere çıktı 7 lere çıktı. 2017 yılı sonunda bizde 5 ana kalem var.

  • Sperma, bu ithal ve üretim sperması
  • Aşı, ithal ve üretim aşısı
  • İlaç var, birde yan katkı malzemeleri olan ana kalem 6 tane başlık var.

2018 yılında aşı ve spermayı %55’lere çıkarmayı hedefledik. Son yaptığımız incelemede şu ana kadar yaptığımız cironun içerisinde üretimin payı  %45 oldu.

Dövizin çıkması bizim yurtdışından getirdiğimiz ürünlerin bir anda artışına sebep olmuştur. İthal olarak girdi olarak oluşan şeyleri üretim olarak yükseltebilirsek o zaman dövizin artışı bizi fazla etkilemeyecek.

 

Üretmiş olduğun ürünün iç pazarda üretim kapasitesini artırmaya çalışıyoruz. Bizim iç pazarda bir sorunumuz yok, hatta dış pazardan da teklifler alıyoruz. Ürdün’den bir mal istediler. Şu anda Suudi Arabistan’a aşı göndereceğiz. 

Almanya’da bir fuara katılacağız. Şuanda bizden ürün almak isteyen beş altı ülkeyle diyaloglarımız devam ediyor.( Pakistan, İran, Hindistan, Brezilya )

Brezilya’dan bir firmanın talep ettiği rakam şu üretim kapasitemizin en az üç katı. Bu talebi karşılamak için ekipman anlamında çok ciddi bir yatırım yapmamız lazım. Bunları tabi biz projelerle desteklemeye çalışıyoruz.

Projemizin 5 tanesi tamamlandı. Şu anda 1 tane TUBİTAK projemiz var, mastitle ilgili projemiz,  DAGEM’den iki tane projemiz var. KOSGEB’den iki tane projemiz var, İzmir Kalkınma ajansından bir projemizi tamamladık.